BİRİNCİ
KİTAP
Genel Hükümler
BİRİNCİ
KISIM
Temel İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı
BİRİNCİ BÖLÜM
Temel İlkeler ve Tanımlar
Ceza Kanununun amacı
MADDE 1. - (1)
Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve
güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını
korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için
ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin
türleri düzenlenmiştir.
Suçta ve cezada
kanunîlik ilkesi
MADDE 2. - (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir
fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda
yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik
tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici
işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve
ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren
hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Adalet ve kanun önünde
eşitlik ilkesi
MADDE 3. - (1) Suç işleyen kişi hakkında
işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza Kanununun
uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet,
siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal
köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve
hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.
Kanunun bağlayıcılığı
MADDE 4. - (1) Ceza kanunlarını
bilmemek mazeret sayılmaz.
(2) Ancak sakınamayacağı
bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meşru sanarak bir suç işleyen kimse
cezaen sorumlu olmaz.
Özel kanunlarla ilişki
MADDE 5. - (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel
ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
Tanımlar
MADDE 6. -
(1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
a) Vatandaş deyiminden;
fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
b) Çocuk deyiminden;
henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
c) Kamu görevlisi
deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da
herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,
d) Yargı görevi yapan
deyiminden; yüksek mahkemeler ve adlî, idarî ve askerî mahkemeler üye ve
hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar,
e) Gece vakti deyiminden;
güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele
kadar devam eden zaman süresi,
f) Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada
kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma
amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya
elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı,
yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif,
kimyasal, biyolojik maddeler,
g) Basın ve yayın yolu
ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim
aracıyla yapılan yayınlar,
h) İtiyadi suçlu
deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden
fazla işleyen kişi,
i) Suçu meslek edinen
kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya
alışmış kişi,
j) Örgüt mensubu suçlu
deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına
diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi,
Anlaşılır.
İKİNCİ BÖLÜM
Kanunun Uygulama Alanı
Zaman bakımından
uygulama
MADDE 7. - (1) İşlendiği zaman yürürlükte
bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve
güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç
sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik
tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı
ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman
yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri
farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
(3) Güvenlik tedbirleri
hakkında, infaz rejimi yönünden hüküm zamanında yürürlükte bulunan kanun
uygulanır.
(4) Geçici veya süreli
kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında
uygulanmasına devam edilir.
Yer bakımından
uygulama
MADDE 8. -
(1) Türkiye'de işlenen suçlar
hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye'de
işlenmesi veya neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye'de
işlenmiş sayılır.
(2) Suç;
a) Türk kara ve hava
sahaları ile Türk karasularında,
b) Açık denizde ve bunun
üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla,
c) Türk deniz ve hava
savaş araçlarında veya bu araçlarla,
d) Türkiye'nin kıt'a
sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda
veya bunlara karşı,
İşlendiğinde Türkiye'de
işlenmiş sayılır.
Yabancı ülkede hüküm
verilmesi
MADDE 9. - (1) Türkiye'de işlediği suçtan
dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kimse, Türkiye'de yeniden
yargılanır.
Görev suçları
MADDE 10. - (1) Yabancı ülkede Türkiye namına
memuriyet veya görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir suç işleyen kimse, bu
fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş bulunsa
bile, Türkiye'de yeniden yargılanır.
Vatandaş tarafından
işlenen suç
MADDE 11. - (1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü
maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az
olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi
Türkiye'de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş
olması ve Türkiye'de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk
kanunlarına göre cezalandırılır.
(2) Suç, aşağı sınırı bir
yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin veya
yabancı hükûmetin şikayetine bağlıdır. Bu durumda şikayet, vatandaşın
Türkiye'ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
Yabancı tarafından
işlenen suç
MADDE 12. - (1) Bir yabancı, 13
üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az
bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye'nin zararına
işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına göre
cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır.
(2) Yukarıdaki fıkrada
belirtilen suçun bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel
hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye'de bulunması
halinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile
suçtan zarar görenin şikayeti üzerine fail, Türk kanunlarına göre
cezalandırılır.
(3) Mağdur yabancı ise,
aşağıdaki koşulların varlığı halinde fail, Adalet Bakanının istemi ile
yargılanır:
a) Suçun, Türk
kanunlarına göre aşağı sınırı üç yıldan az olmayan hapis cezasını gerektirmesi.
b) Suçluların geri
verilmesi anlaşmasının bulunmaması veya geri verilme isteminin suçun işlendiği
ülkenin veya failin uyruğunda bulunduğu devletin hükûmeti tarafından kabul
edilmemiş olması.
(4) Birinci fıkra
kapsamına giren suçtan dolayı yabancı mahkemece mahkûm edilen veya herhangi bir
nedenle davası veya cezası düşen veya beraat eden yahut suçu kovuşturulabilir
olmaktan çıkan yabancı hakkında Adalet Bakanının istemi üzerine Türkiye'de
yeniden yargılama yapılır.
Diğer suçlar
MADDE 13. - (1) Aşağıdaki suçların, vatandaş
veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları
uygulanır:
a) İkinci Kitap, Birinci
Kısım altında yer alan suçlar.
b) İkinci Kitap, Dördüncü
Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci
Bölümlerde yer alan suçlar.
c) İşkence (madde 94,
95).
d) Çevrenin kasten
kirletilmesi (madde 181).
e) Uyuşturucu veya
uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190).
f) Parada sahtecilik
(madde 197), para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve
ticareti (madde 200), mühürde sahtecilik (madde 202).
g) Fuhuş (madde 227).
h) Rüşvet (madde 252).
i) Deniz, demiryolu veya
havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması (madde 223, fıkra 2,
3) ya da bu araçlara karşı işlenen zarar verme (madde 152) suçları.
(2) Birinci fıkranın (a)
ve (b) bentlerinde yazılı suçlar dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkûmiyet veya
beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de
yargılama yapılır.
Seçimlik cezalarda
soruşturma
MADDE 14. - (1) 11 ve 12 nci maddelerde
belirtilen hallerde, soruşturma konusu suçun yer aldığı kanun maddesinde hapis
cezası ile adli para cezasından birinin uygulanması seçimlik sayılmış ise
soruşturma veya kovuşturma açılmaz.
Soruşturma koşulu olan
cezanın hesaplanması
MADDE 15. -
(1) Miktarının soruşturma koşulu
oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni
ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı
sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.
Cezadan mahsup
MADDE 16. - (1) Nerede işlenmiş olursa olsun bir
suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya
hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye'de verilecek cezadan mahsup
edilir.
Hak yoksunlukları
MADDE 17. - (1) Yukarıdaki maddelerde açıklanan
hallerde mahkeme, yabancı mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı
düşmeyen hükmün, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu gerektirmesi
halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Türk kanunlarındaki sonuçlarının
geçerli olmasına karar verir.
Geri verme
MADDE 18. - (1) Yabancı bir ülkede işlenen veya
işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması başlatılan
veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan bir yabancı, talep üzerine, kovuşturmanın
yapılabilmesi veya hükmedilen cezanın infazı amacıyla geri verilebilir. Ancak,
geri verme talebine esas teşkil eden fiil;
a) Türk kanunlarına göre
suç değilse,
b) Düşünce suçu veya
siyasi ya da askerî suç niteliğinde ise,
c) Türkiye Devletinin
güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk
kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmişse,
d) Türkiye'nin yargılama
yetkisine giren bir suç ise,
e) Zamanaşımına veya affa
uğramış ise,
Geri verme talebi kabul
edilmez.
(2) Uluslararası Ceza
Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş
suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.
(3) Kişinin, talep eden
devlete geri verilmesi halinde ırkı, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba
mensubiyeti veya siyasi görüşleri nedeniyle kovuşturulacağına veya
cezalandırılacağına ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair
kuvvetli şüphe sebepleri varsa, talep kabul edilmez.
(4) Kişinin bulunduğu yer
ağır ceza mahkemesi, geri verme talebi hakkında bu madde ve Türkiye'nin taraf
olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verir. Bu karara
karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
(5) Mahkeme geri verme
talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verirse, bu kararın yerine getirilip
getirilmemesi Bakanlar Kurulunun takdirine bağlıdır.
(6) Geri verilmesi
istenen kişi hakkında koruma tedbirlerine başvurulmasına, Türkiye'nin taraf
olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verilebilir.
(7) Geri verme talebinin
kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi halinde, ayrıca Ceza Muhakemeleri
Usulü Kanunu hükümlerine göre tutuklama kararı verilebilir veya diğer koruma
tedbirlerine başvurulabilir.
(8) Geri verme halinde,
kişi ancak geri verme kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı
yargılanabilir veya mahkûm olduğu ceza infaz edilebilir.
Yabancı kanunun göz
önünde bulundurulması
MADDE 19. -
(1) Türkiye'nin egemenlik alanı
dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye'de yargılama yapılırken, Türk
kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen
cezanın üst sınırından fazla olamaz.
(2) Ancak suçun;
a) Türkiye'nin
güvenliğine karşı veya zararına olarak,
b) Türk vatandaşına karşı
ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak,
İşlenmesi durumunda,
yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.
İKİNCİ KISIM
Ceza Sorumluluğunun Esasları
BİRİNCİ BÖLÜM
Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği, Kast ve Taksir
Ceza sorumluluğunun
şahsiliği
MADDE 20. - (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse
başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel kişiler
hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen
güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.
Kast
MADDE 21. - (1) Suçun oluşması kastın varlığına
bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek
gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni
tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi
halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını
gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren
suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer
suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.
Taksir
MADDE 22. - (1) Taksirle işlenen fiiller,
kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve
özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında
belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü
neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir
vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar
artırılır.
(4) Taksirle işlenen
suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin
taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her
failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.
(6) Taksirli hareket
sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu
bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur
olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza
yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Netice sebebiyle ağırlaşmış
suç
MADDE 23. -
(1) Bir fiilin, kastedilenden daha
ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin
bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından
taksirle hareket etmesi gerekir.
İKİNCİ BÖLÜM
Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler
Kanunun hükmü ve
amirin emri
MADDE 24. - (1) Kanunun hükmünü yerine getiren
kimseye ceza verilmez.
(2) Yetkili bir merciden
verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan
sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil
eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile
emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka
uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine
getirilmesinden emri veren sorumlu olur.
Meşru savunma ve
zorunluluk hali
MADDE 25. - (1) Gerek kendisine ve gerek
başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı
muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile
orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza
verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek
başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle
korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya
başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve
kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı
faile ceza verilmez.
Hakkın kullanılması ve
ilgilinin rızası
MADDE 26. -
(1) Hakkını kullanan kimseye ceza
verilmez.
(2) Kişinin üzerinde
mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı
rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.
Sınırın aşılması
MADDE 27. - (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran
nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde
de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden
üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.
(2) Meşru savunmada
sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri
gelmiş ise faile ceza verilmez.
Cebir ve şiddet,
korkutma ve tehdit
MADDE 28. - (1) Karşı koyamayacağı veya
kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit
sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet,
korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.
Haksız tahrik
MADDE 29. - (1) Haksız bir fiilin meydana
getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve
müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası
verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı
indirilir.
Hata
MADDE 30. -
(1) Fiilin icrası sırasında suçun
kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş
olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.
(2) Bir suçun daha ağır
veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda
hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3) Ceza sorumluluğunu
kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda
kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
Yaş küçüklüğü
MADDE 31. - (1) Fiili işlediği sırada oniki
yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler
hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik
tedbirleri uygulanabilir.
(2) Fiili işlediği sırada
oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği
fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını
yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu
yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine
hükmolunur. İşlediği fiili algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını
yönlendirme yeteneğinin varlığı halinde, bu kişiler hakkında suç,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan oniki
yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde yedi yıldan dokuz yıla kadar
hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte ikisi indirilir ve bu halde her
fiil için verilecek hapis cezası altı yıldan fazla olamaz.
(3) Fiili işlediği sırada
onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında
suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde ondört yıldan
yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan oniki
yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu
halde her fiil için verilecek hapis cezası sekiz yıldan fazla olamaz.
Akıl hastalığı
MADDE 32. - (1) Akıl hastalığı nedeniyle,
işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili
olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye
ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada
yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını
yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası
verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere
indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya
tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
Sağır ve dilsizlik
MADDE 33. -
(1) Bu Kanunun, fiili işlediği sırada
oniki yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını
doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; oniki yaşını doldurmuş olup da
onbeş yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmuş
olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; onbeş
yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri,
onsekiz yaşını doldurmuş olup da yirmibir yaşını doldurmamış olan sağır ve
dilsizler hakkında da uygulanır.
Geçici nedenler, alkol
veya uyuşturucu madde etkisinde olma
MADDE 34. - (1) Geçici bir nedenle ya da irade
dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam
ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını
yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.
(2) İradi olarak alınan
alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra
hükmü uygulanmaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Suça Teşebbüs
Suça teşebbüs
MADDE 35. -
(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir
suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan
nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs halinde
fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası
yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde
verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
Gönüllü vazgeçme
MADDE 36. -
(1) Fail, suçun icra hareketlerinden
gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin
gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan
kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile
cezalandırılır.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Suça İştirak
Faillik
MADDE 37. - (1) Suçun kanuni tanımında yer alan
fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde
bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur
yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,
üçte birden yarısına kadar artırılır.
Azmettirme
MADDE 38. - (1) Başkasını suç işlemeye
azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy
ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme halinde,
azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça
azmettirilmesi halinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için
üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli
olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç
ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan
yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar
hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek cezada, üçte bir
oranında indirim yapılabilir.
Yardım etme
MADDE 39. - (1) Suçun işlenmesine yardım eden
kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi
halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde,
on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı
indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde
kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik
etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra
yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği
hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden
önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı
MADDE 40. - (1) Suça iştirak için kasten ve
hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak
eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde
bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak
özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine
iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu
tutulur.
(3) Suça iştirakten
dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına
varmış olması gerekir.
İştirak hâlinde
işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme
MADDE 41. - (1) İştirak halinde işlenen
suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden
yararlanır.
(2) Suçun;
a) Gönüllü vazgeçenin
gösterdiği gayreti dışında başka bir sebeple işlenmemiş olması,
b) Gönüllü vazgeçenin
bütün gayretine rağmen işlenmiş olması,
Hallerinde de gönüllü
vazgeçme hükümleri uygulanır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Suçların İçtimaı
Bileşik suç
MADDE 42. - (1) Biri diğerinin unsurunu veya
ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik
suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.
Zincirleme suç
MADDE 43. - (1) Bir suç işleme kararının icrası
kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla
işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden
dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az
cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.
(2) Aynı suçun birden
fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü
uygulanır.
(3) Kasten öldürme,
kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve yağma
suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.
Fikri içtima
MADDE 44. -
(1) İşlediği bir fiil ile birden
fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı
gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ BÖLÜM
Cezalar
Cezalar
MADDE 45. - (1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım
olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.
Hapis cezaları
MADDE 46. - (1) Hapis cezaları şunlardır:
a) Ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası.
b) Müebbet hapis cezası.
c) Süreli hapis cezası.
Ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası
MADDE 47. - (1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder, kanun ve tüzükte belirtilen sıkı
güvenlik rejimine göre çektirilir.
Müebbet hapis cezası
MADDE 48. - (1) Müebbet hapis cezası, hükümlünün
hayatı boyunca devam eder.
Süreli hapis cezası
MADDE 49. - (1) Süreli hapis cezası, kanunda
aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.
(2) Hükmedilen bir yıl
veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.
Kısa süreli hapis
cezasına seçenek yaptırımlar
MADDE 50. - (1) Kısa süreli hapis cezası,
suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu
pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun
uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle,
tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle,
bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı
da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın
yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli
etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve
yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen
yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan
cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat
belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan
yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın
yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı
bir işte çalıştırılmaya,
Çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis
cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis
cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.
(3) Daha önce hapis
cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az
süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya
altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az
süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine
çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan
dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların
varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına
çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl
mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten
sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek
yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da
devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının
tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu
durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(7) Hükmedilen seçenek
tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda,
hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir.
Hapis cezasının
ertelenmesi
MADDE 51. -
(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl
veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir.
Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya
altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme
kararının verilebilmesi için kişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir
suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra
yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği
konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
Gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi,
mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme
veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu
durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine
devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, hakim kararıyla hükümlü infaz
kurumundan derhal salıverilir.
(3) Cezası ertelenen
hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim
süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az
olamaz.
(4) Denetim süresi
içinde;
a) Bir meslek veya sanat
sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat
sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı
icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Onsekiz yaşından küçük
olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla,
gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine,
Mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim
süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu
kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat
sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum
yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur;
hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme
hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hakime verir.
(6) Mahkeme, hükümlünün
kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin
herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden
geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim
süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere,
hakimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın
kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(8) Denetim süresi
yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş
sayılır.
Adlî para cezası
MADDE 52. - (1) Adlî para cezası, beş günden az
ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak
üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen
miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet
Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en
fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı,
kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir
edilir.
(3) Kararda, adlî para
cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı
olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
(4) Hakim, ekonomik ve
şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için
hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil
verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar
verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz.
Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın
tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği
belirtilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Güvenlik Tedbirleri
Belli hakları
kullanmaktan yoksun bırakılma
MADDE 53. - (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu
suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli, süreli veya
geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve
gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime
tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme
ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,
c) Velayet hakkından;
vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek,
sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi
veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun
veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya
sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra
etmekten,
Yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş
bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya
kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis
cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki
velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri
uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci
fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.
(4) Kısa süreli hapis
cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan
kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(5) Birinci fıkrada
sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar
dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra
işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve
yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden
birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî
para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından
bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar
verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî
para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya
sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne
aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az
ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının
yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.
Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın
tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
MADDE 54. - (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait
olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun
işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine
hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu
güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda
müsadere edilir.
(2) Birinci fıkra
kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi
veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın
değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan
eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı
ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine
hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi,
bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya,
müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı
kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı
ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin
paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının
müsaderesine hükmolunur.
Kazanç müsaderesi
MADDE 55. - (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen
veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi
menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya
çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre
müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade
edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya
veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği
hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.
Çocuklara özgü
güvenlik tedbirleri
MADDE 56. - (1) Çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin neler olduğu ve ne suretle uygulanacakları ilgili kanunda
gösterilir.
Akıl hastalarına özgü
güvenlik tedbirleri
MADDE 57. -
(1) Fiili işlediği sırada akıl
hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine
hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek
güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik
tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık
kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan
kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya
hakim kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık kurulu
raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik
bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor
ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve
takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu
kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna
gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve
takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin
arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi
amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı
fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) İşlediği fiille
ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış
olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği
yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm
olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme
kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
(7) Suç işleyen alkol ya
da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak,
alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda
tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da
uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder.
Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek
rapor üzerine mahkeme veya hakim kararıyla serbest bırakılabilir.
Suçta tekerrür ve özel
tehlikeli suçlular
MADDE 58. -
(1) Önceden işlenen suçtan dolayı
verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür
hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri,
önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla
süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten
itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az
süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz
edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen
suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde,
sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî
para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla
taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür
hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık,
uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada
sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen
hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür
hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde
hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca,
mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri
uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında,
hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra
denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm
olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda
gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü
infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin,
itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da
uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı edilme
MADDE 59. -
(1) İşlediği suç nedeniyle iki yıl
veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancının, cezasının
infazından sonra derhal sınır dışı edilmesine de hükmolunur.
Tüzel kişiler hakkında
güvenlik tedbirleri
MADDE 60. -
(1) Bir kamu kurumunun verdiği izne
dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya
temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması
suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde,
iznin iptaline karar verilir.
(2) Müsadere hükümleri,
yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır.
(3) Yukarıdaki fıkralar
hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya
çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir.
(4) Bu madde hükümleri
kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi
Cezanın belirlenmesi
MADDE 61. - (1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş
biçimini,
b) Suçun işlenmesinde
kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman
ve yeri,
d) Suçun konusunun önem
ve değerini,
e) Meydana gelen zarar
veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya
taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve
saiki,
Göz önünde bulundurarak,
işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında
temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya
da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra
hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada
belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın
belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel
şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli
hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme
yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara
göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç,
haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını
gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri
uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının
süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidört saat; bir ay,
otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün,
adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu
cezalar infaz edilmez.
(7) Kanunda açıkça
yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de
değiştirilebilir.
Takdiri indirim
nedenleri
MADDE 62. - (1) Fail yararına cezayı
hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis
cezası verilir. Diğer cezaların beşte birine kadarı indirilir.
(2) Takdiri indirim
nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama
sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri
gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda
gösterilir.
Mahsup
MADDE 63. - (1) Hüküm kesinleşmeden önce
gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller
nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para
cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu
cezadan indirim yapılır.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Dava ve Cezanın Düşürülmesi
Sanığın veya
hükümlünün ölümü
MADDE 64. - (1) Sanığın ölümü halinde kamu
davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye
tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların
müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü,
hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak,
müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş
bulunan hüküm, infaz olunur.
Af
MADDE 65. - (1) Genel af halinde, kamu davası
düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.
(2) Özel af ile hapis
cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda
çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adlî para cezasına çevrilebilir.
(3) Cezaya bağlı olan
veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam
ettirir.
Dava zamanaşımı
MADDE 66. - (1) Kanunda başka türlü yazılmış
olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını
gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı
olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve
yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak
üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada
oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu
sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış
olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı
süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır
cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda
yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı
sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda
zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) Aynı fiilden dolayı
her ne suretle olursa olsun tekrar yargılanması gereken hükümlünün, sonradan
yargılanan suça ait üçüncü fıkrada yazılı esasa göre belirlenecek zamanaşımı
göz önünde bulundurulur.
(6) Zamanaşımı,
tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son
hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve
zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya
bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda
çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci
Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on
yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi
halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı
süresinin durması veya kesilmesi
MADDE 67. -
(1) Soruşturma ve kovuşturma
yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken
bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına
veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda
karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava
zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili
olarak;
a) Şüpheli veya
sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya
sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak
iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı
hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Halinde, dava zamanaşımı
kesilir.
(3) Dava zamanaşımı
kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını
kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme
nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı
süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına
kadar uzar.
Ceza zamanaşımı
MADDE 68. - (1) Bu maddede yazılı cezalar
aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez:
a) Ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezalarında kırk yıl.
b) Müebbet hapis
cezalarında otuz yıl.
c) Yirmi yıl ve daha
fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.
d) Beş yıldan fazla hapis
cezalarında yirmi yıl.
e) Beş yıla kadar hapis
ve adlî para cezalarında on yıl.
(2) Fiili işlediği sırada
oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu
sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış
olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez.
(3) Bu Kanunun İkinci
Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla
verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla
hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz.
(4) Türleri başka başka
cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz
edilmez.
(5) Ceza zamanaşımı,
hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden
itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.
Ceza zamanaşımı ve hak
yoksunlukları
MADDE 69. -
(1) Cezaya bağlı olan veya hükümde
belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı doluncaya kadar devam
eder.
Müsaderede zamanaşımı
MADDE 70. - (1) Müsadereye ilişkin hüküm,
kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez.
Ceza zamanaşımının
kesilmesi
MADDE 71. -
(1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için
yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu
maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.
(2) Bir suçtan dolayı
mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı
bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.
Zamanaşımının hesabı
ve uygulanması
MADDE 72. - (1) Dava ve ceza zamanaşımı süreleri
gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz
gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir.
(2) Dava ve ceza
zamanaşımı re'sen uygulanır ve bundan şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemezler.
Soruşturulması ve
kovuşturulması şikayete bağlı suçlar, uzlaşma
MADDE 73. - (1) Soruşturulması ve kovuşturulması
şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette
bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini
geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim
olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.
(3) Şikayet hakkı olan
birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin
hakları düşmez.
(4) Kovuşturma
yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan
zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden
sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç
işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı
olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
(7) Kamu davasının
düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri
gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış
ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) Suçtan zarar göreni
gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması
şikayete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan
zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur
ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı
veya hakim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın
düşürülmesine karar verilir.
Dava veya cezanın
düşmesinin etkisi
MADDE 74. -
(1) Genel af, özel af ve şikayetten
vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adlî para cezasının geri
alınmasını gerektirmez.
(2) Kamu davasının
düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi
hak davasını etkilemez.
(3) Cezanın düşmesi şahsi
haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez. Ancak,
genel af halinde yargılama giderleri de istenemez.
Önödeme
MADDE 75. - (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar
hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde
öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı üç ayı aşmayan suçların faili;
a) Adlî para cezası maktu
ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
b) Hapis cezasının aşağı
sınırının karşılığı olarak her gün için yirmi Türk Lirası üzerinden bulunacak
miktarı,
c) Hapis cezası ile birlikte
adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine
göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını,
Soruşturma giderleri ile
birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde
ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.
(2) Özel kanun hükümleri
gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hakim
tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak
miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi sureti